Bayrak her bir kültürü, her bir kimliği, her bir devleti temsil eden bir güç, bir alâmettir. Her milletin varlığının ve bağımsızlığının sembolüdür.


     Bayrak her milletin şerefi, namusudur. Ona ve onun anlamına karşı saygı ve sevgi her zaman “yüce” ve “yüksek” olmalıdır ve olacaktır.


     Bayrağımız uğruna atalarımız asırlarca kanlarını, canlarını vermişlerdir. Özgür ve bağımsız devletin olması için, yani toprağımız ve bayrağımız için bu uğurda savaşmış ve yaşamışlardır. Çünkü bayrak; bağımsızlığımızın, ulusumuzun, vatanımızın ve ona karşı sevgimizin “ulu simgesi"dir.
     Bayrağın varken, barışın var…
     Bayrağın varken, özgürlüğün var…
     Bayrağın varken, toprağın, kimliğin, dinin, dilin, özgüvenin, sevgin, sağlığın, eğitimin, yaşamın var. Gökyüzünde dalgalanan bayrağın altında ulusun, kahramanların, anıtların ve destanların var…


     Nerede bayrağın dalgalanıyorsa, egemenliğin ve bağımsızlığın söz konusudur.
     Her bir insan kendi bayrağıyla gurur duyar, övünür ve sevinir…
     Bayrağın yoksa, içinde bir boşluk var demektir…
     Bir ülkeden diğer bir ülkeye gittiğin zaman, o ülkede kendi bayrağının dalgalanması karşısında öyle bir gururlanır, öyle bir mutluluk duyarsın ki, kelimelerle anlatmak yetersiz kalır...


     Bayraktan söz ederken şöyle bir güzel örnek vermek istiyorum; bağımsızlıklarına kavuşan memleketler veya kültürel yakınlıkları paylaşan toplumlar bayrakları altında birbirleriyle işbirliği yapmaktalar, yakınlaşmaktalar, kendi çekirdeklerini çoğaltmaktadırlar.


     Son zamanlarda bayrak mücadelesi gittikçe belirginleşmektedir. Ülkelerimiz üzerinde yabancı bayrakların dalgalanması teşebbüsleri gün gittikçe artmaktadır. Yukarıda verdiğimiz örneklere zıt bir örnek olarak; bazı memleketler bayrakları ve topraklarının bağımsızlığı yolunda savaşlarını sürdürmekteler ve canla başla mücadele etmekteler…
     Görüyor musunuz bayrağın ulu gücünü?..
     Onun için verilen mücadeleleri…

 Hiçbir devlet kendi sınırlarını, bağımsızlıklarını ve otoritesini başka devletin bayrağıyla veya sembolleriyle temsil etmek istemez. Bunun güzel bir örneği, 18 Nisan 1994 tarihinde Saraybosna’da yaşanmıştır. İki bin kişi Suudi Arabistan ve Türk bayraklarıyla, birlikte toplantı yaptı. Saraybosnalılar Birleşmiş Milletler, NATO ve Amerikan bayrakları yerine bu bayrakları sallayarak kendilerini Müslüman arkadaşlarıyla tanımladılar. Dünyaya gerçek ve sahte dostlarının kimler olduğunu ilan ettiler. (S.P.Huntington ‘Medeniyetler Çatışması’, s.15) Evet, bayraklarını gerçek dost saydığı ülkelerle beraber dalgalandırdılar. Ortak tarihi, kültürü olan insanların ortak noktası olan benliklerini ortaya koymaya çalıştılar. Hoş bir örnek değil mi?..
     Evet bütün milletlerin kendi bayraklarını, kimliklerini kendisi yaratması ve var olmayı sürdürmesi için çabalar göstermesi gerekir. Bunun güzel bir örneği, bakın şu Irak´taki mücadeleye… Utansın, bir bayrak altında yaşayıp birbirlerine karşı savaş açanlar…
     Yazımın sonucunu şu şiirle bitirerek, Allah herkese huzur versin ve bağımsızlıkları, bayrakları gökyüzünde daima dalgalansın diliyorum:
     Bayrak; halkın, dilin, dinin demektir...
     Bayrak; toprağı, suyu temiz bir barış dolu devlet demektir...
     Bayrak; tüm dünyaya adalet bir örnektir...
     Unutma ki; bayrak senin kanın, senin canındır...
     Onun uğruna ölebilen bağımsızlığın demektir...